ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, İsviçre’de İran ile yapılan barış görüşmelerinin iki ülke arasında doğrudan bir iletişim kanalının kurulmasıyla sonuçlandığını açıkladı.
İngiltere merkezli muhafazakâr yayın organı UnHerd’e verdiği ve İsviçre dönüşünde kaydedilen ancak dün yayımlanan röportajda Vance, müzakerelerin temel hedeflerinden birinin İran tarafıyla doğrudan bir “iletişim hattı” oluşturmak olduğunu söyledi.
Vance, İranlıların bu kapsamda İran Devrim Muhafızları temsilcilerinden birinin Doha’ya gönderilerek ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) yetkilisiyle görüşmesinin planlandığını belirtti. Bu kanalın, iki taraf arasındaki krizlerin çözümünde kullanılmasının hedeflendiğini ifade etti.
Vance, bu mekanizmanın müzakerelerin somut kazanımlarından biri olduğunu ve ABD ile İran arasındaki gerilimi azaltabilecek önemli bir adım olabileceğini söyledi.
Ayrıca İran ile yaşanan çatışmaların yönetiminin en karmaşık siyasi sınamalardan biri olduğunu belirten Vance, diplomatik sürecin askeri gerilimi azaltma ve anlaşmazlıkları diyalog yoluyla çözme fırsatı sunduğunu vurguladı.
İsviçre görüşmeleri ve müzakere süreci
İsviçre’nin Burgenshtock kentinde yapılan ilk tur görüşmelerin ardından tarafların teknik müzakerelere hazırlandığı, bu sürecin haziran ayı sonunda yeniden başlayacağı bildirildi.
İran, yaptırımların kaldırılması, nükleer program, ekonomik yeniden yapılanma ve denetim mekanizmaları için dört ayrı çalışma grubu kurulduğunu açıklarken, ABD ise bir sonraki turun çerçeve ilkelerin uygulanabilir anlaşmalara dönüştürülmesine odaklanacağını belirtti.
Hürmüz ve bölgesel gerilimler
Hürmüz Boğazı, nükleer program denetimleri, dondurulmuş İran varlıkları ve deniz taşımacılığı gibi başlıkların anlaşmanın en tartışmalı alanları olduğu ifade ediliyor.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Körfez turu sırasında yaptığı açıklamalarda, Hürmüz Boğazı’ndan geçişe yönelik herhangi bir ücretlendirmeyi kabul etmeyeceklerini ve nihai anlaşmanın “doğrulanabilir ve uygulanabilir” olması gerektiğini vurgulamıştı.
Buna karşılık Tahran; Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer düzenlemeleri, serbest bırakılan varlıkların kullanım mekanizmaları ve nükleer programın geleceği gibi konuların ancak nihai anlaşma çerçevesinde netleşeceğini savunuyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İran makamları ayrıca, İsrail güçlerinin Lübnan’ın güneyinden çekilmesi de dahil olmak üzere Lübnan dosyasının, önümüzdeki müzakerelerde güvence altına almaya çalıştıkları mutabakatların bir parçası olmayı sürdürdüğünü vurguluyor.
Avrupa’nın havacılık sektörünü temsil eden ticaret birliğinin başkanı, AB bakanlarına yeni biyometrik sınır kontrol sisteminin “sorunsuz çalıştığı izlenimi vermeyi bırakmaları” çağrısında bulundu.
ACI Europe Başkanı Stefan Schulte, salı günü Prag’da düzenlenen ACI Europe yıllık genel kurulunda, Avrupa Komisyonu’nu Avrupa’nın “rekabet gücünü” geri kazandıracak yeni bir havacılık stratejisi sunmaya çağırdı.
Aynı zamanda Frankfurt Havalimanı’nın sahibi şirketin de başkanlığını yürüten Schulte, EES’nin mevcut durumunun “kendisini ve Avrupa’daki birçok havalimanı CEO’sunu geceleri uykusuz bıraktığını” söyledi.
Schengen Bölgesi Giriş-Çıkış Sistemi (EES), nisanda tam olarak devreye girmesinden bu yana birçok sorunla boğuşuyor. 6 saate varan kuyruklar ve yolcuların defalarca kontrolden geçirildiğine ilişkin haberler bunlardan bazıları.
Schulte şunları söyledi:
Yolcular, en yoğun saatlerde saatlerce kuyrukta bekliyor ve gelecek haftalarda beklenen yolcu artışıyla nasıl başa çıkacağımızı gerçekten bilmiyorum. AB İçişleri Komiseri Brunner ve İçişleri Bakanları, durum kontrol altındaymış ve EES sorunsuz çalışıyormuş gibi davranmayı bırakmalı. Durum böyle değil.
Yeni sınır kontrol sistemi EES, Birleşik Krallık gibi AB üyesi olmayan ülkelerden gelen kişilerin, 29 Avrupa ülkesinden oluşan Schengen Bölgesi’ne girişlerinde parmak izlerini kaydettirmelerini ve fotoğraf çektirmelerini gerektiriyor.
ACI Europe Başkanı, daha fazla kaosun yaşanmasını önlemek için sınır kontrol yetkililerinin EES’yi askıya alabilmek için “tam hareket serbestisine” ihtiyaç duyduğunu da sözlerine ekledi.
Schulte, “Bu, AB’ye seyahat etmeyi seçenlere saygı ve nezaket göstermek, misafirperver ve etkin işleyen bir seyahat destinasyonu olarak itibarımızı korumakla ilgili” dedi.
The Independent, yorum almak için Avrupa Komisyonu’yla iletişime geçti.
Independent Türkçe
ABD’de geleneksel şekilde mesai yapmadan “pasif gelir” kazanmaya yönelik girişimler giderek artıyor.
Wall Street Journal’ın haberine göre özellikle yapay zekanın yükselişi ve çalışanların geleneksel işlere yönelik memnuniyetsizliği “pasif gelir” arayışını hızlandırıyor.
Teksaslı mühendis Greg Keogh, büyük boy bir tüy toplama rulosu tasarlayarak ürünü Amazon’da satışa sunduğunu anlatıyor.
İşini büyütmek yerine mevcut düzeyde bırakmayı tercih eden girişimci, bugün ayda iki saatten az çalışarak yılda yaklaşık 50 bin ila 115 bin dolar gelir elde ettiğini söylüyor.
Kanada’da yaşayan Michaël Tremblay da yapay zeka yardımıyla hazırladığı PDF rehberleri Etsy’de satarak ayda yüzlerce dolar kazanıyor. İspanya’ya taşınan Matt Ebso ise yapay zeka aracılığıyla ses örneklerinden oluşturduğu ses klonlarını lisanslayarak ayda yaklaşık 3 bin dolar gelir elde ediyor.
Bu eğilim yalnızca bireysel başarı hikayeleriyle sınırlı değil.
New York Merkez Bankası verilerine göre Amerikalı çalışanların maaş ve terfi imkanlarından memnuniyet oranı martta 2014’ten bu yana en düşük seviyeye geriledi. Geçen yıl yapılan bir ankette Amerikalıların yarısından fazlası, Z kuşağının ise yüzde 60’ı tam zamanlı bir işin finansal hedeflerine ulaşmaları için yeterli olmayacağını söyledi.
Yan gelir kaynakları da hızla yaygınlaşıyor. Bankrate anketine göre her 4 Amerikalıdan biri ek iş yapıyor. Cash App’in araştırmasına göre ise 18-28 yaş grubundakilerin yüzde 44’ünün tam veya yarı zamanlı iş dışında bir gelir kaynağı bulunuyor.
Ancak uzmanlar pasif gelir girişimlerindeki başarı hikayelerinin yanıltıcı olabileceği uyarısında bulunuyor. Virginia Commonwealth Üniversitesi’nden sosyolog Victor Tan Chen, pasif gelir arayışını “Kumarhane gibi işleyen ekonomimizde bahis oynamak gibi” diye niteliyor.
ABD Federal Ticaret Komisyonu da (FTC) son yıllarda “otomatik pasif gelir” vaatleriyle milyonlarca dolarlık dolandırıcılık yapan platformlar hakkında işlem başlattı.
Uzmanlara göre pasif gelir mümkün ancak az emekle işleyebilecek modeller son derece nadir. Birçok başarılı örnekte bile başlangıçta yoğun emek, teknik bilgi veya doğru zamanlama gerekiyor.
Keogh da “Başlangıçta ne kadar çok zorluk yaşarsanız, sonrasında iş o kadar pasif hale gelebilir” diyor.
Independent Türkçe, Wall Street Journal, Axios
ABD Başkanı Donald Trump, uluslararası kamuoyunu ayağa kaldıran İran’daki okul katliamının sorumlusunun tespit edilemeyebileceğini savundu.
Trump, dünkü açıklamasında “Bu sorunu çözebileceklerini sanmıyorum” dedi ve ekledi:
Kimin hatası olduğuna dair bu sorunun çözüme kavuşturulabileceğini zannetmiyorum. Her yerde füzeler uçuşuyordu, olanlar korkunçtu ama füzeler her yerdeydi.
Olaydan ABD ordusunun sorumlu olabileceğine dair iddialaraysa şöyle yanıt verdi:
Birileri bunların bizim füzemiz olduğunu söyledi, belki de bizim füzemiz değildi. Bunun bize ait bir füze olduğuna inanmamı sağlayacak hiçbir şey görmedim. Bunda bizim rolümüz olduğunu sanmıyorum.
28 Şubat’ta İran’ın Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentindeki Şeceretü’t-Tayyibe Kız İlkokulu’na düzenlenen ve çoğu çocuk 175’e yakın kişinin öldüğü saldırıya dair soruşturma sürüyor.
İlkokulun Tomahawk füzesiyle vurulduğu saldırının sorumluluğunu henüz kamuoyu önünde üstlenmeyen Pentagon, aylardır yürüttüğü soruşturmaya dair herhangi bir açıklama yapmadı.
Reuters’ın marttaki incelemesinde, saldırıdan büyük ihtimalle ABD ordusunun sorumlu olduğu bildirilmişti. Ordunun güncel olmayan hedef belirleme verileri kullanmış olabileceğine dikkat çekilmişti.
Amerikan medyasındaki haberlere göre de soruşturma çoktan tamamlandı. Sızan ilk sonuçlara göre ABD, 7 yıl önce elde ettiği uydu görüntülerine dayanarak saldırıyı düzenlediği için İran Devrim Muhafızları üssünün yanındaki ilkokulu fark etmedi. New York Times birkaç yıl önce bir uzmanın Minab’daki okulu tespit edip bir iş arkadaşına bildirdiğini ancak bu uyarının kale alınmadığını geçen hafta yazmıştı.
Uluslararası insancıl hukuk kapsamında bir okula kasten saldırmak savaş suçu. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, marttaki açıklamasında “Olayı inceliyoruz. Elbette asla kasten bir okulu vurmayız” demişti.
Trump da ilk etapta hiçbir delil göstermeden saldırının İran tarafından düzenlenmiş olabileceğini ileri sürmüştü. Operasyonda Amerikan Tomahawk füzesinin kullanıldığının belirlenmesinin ardından, İran ordusunda da bu füzelerden olduğunu iddia etmişti. Tahran ise iddiaları reddetmişti.
Independent Türkçe, Reuters, New York Times