اخبار

ABD, ticari gemilere İHA saldırısına yanıt olarak İran'ı vurdu

الكاتبabdulrahman-mustafaتاريخ النشر
ABD, ticari gemilere İHA saldırısına yanıt olarak İran'ı vurdu

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Amerikan güçlerinin, “25 Haziran’da Hürmüz Boğazı’ndan geçen bir ticari gemiye düzenlenen saldırıya güçlü bir karşılık olarak” bugün (26 Haziran) İran’a yönelik hava saldırıları gerçekleştirdiğini açıkladı.
ABD Başkanı Donald Trump da cuma günü yaptığı açıklamada, İran’ın insansız hava araçlarıyla gerçekleştirdiği saldırıya karşılık verilip verilmeyeceği sorusuna “Göreceksiniz” yanıtını vererek olası misillemenin sinyalini vermişti.
Trump’ın açıklamasından kısa süre sonra İran basını, ülkenin güneyindeki Sirik kentinde şiddetli bir patlama sesi duyulduğunu bildirdi. Haberlere göre patlamanın kaynağı henüz belirlenemedi.
Trump, İran’ı Hürmüz Boğazı’nda seyreden bir yük gemisine saldırmakla suçlayarak bunu iki ülke arasındaki ateşkes mutabakatının “küstahça ihlali” olarak nitelendirdi.
Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, “İran İslam Cumhuriyeti, Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilere en az dört insansız hava aracı gönderdi” ifadelerini kullandı. İHA’lardan birinin ticari gemiye isabet ederek hasara yol açtığını, ancak geminin seyrine devam edebildiğini belirten Trump, ABD güçlerinin ise üç İHA’yı düşürdüğünü söyledi. Trump, “Bu, ateşkes anlaşmamızın açık ve küstahça ihlalidir.” dedi.
Öte yandan İran, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini kontrol etme hakkını bir kez daha savundu. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, X platformundan yaptığı açıklamada, “Hürmüz Boğazı’ndan güvenli geçiş, belirsiz düzenlemeler, alternatif güzergâhlar veya kıyıdaş ülke olarak İran’ın rolünü dikkate almayan kararlarla sağlanamaz” ifadelerini kullandı.
Yaşanan gelişmelerin ardından gemi takip verilerine göre cuma günü Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemi sayısı, hafta başına kıyasla düşüş gösterdi.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) açıklamalarından öne çıkanlar:
ABD güçleri, dün Hürmüz Boğazı’ndan geçen ticari gemiye düzenlenen saldırıya karşılık olarak İran’a yönelik operasyon gerçekleştirdi.
Amerikan savaş uçakları, İran’a ait füze ve insansız hava aracı depolarının yanı sıra kıyı radar mevzilerini vurdu.
Hava saldırıları, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nda bir ticari gemiye düzenlediği saldırıya misilleme niteliği taşıyor.
İran’ın uluslararası ticari deniz taşımacılığına yönelik “nedensiz saldırısı”, ateşkes anlaşmasının açık ihlali oldu.
ABD güçleri, 26 Haziran’da İran’a yönelik operasyonlarını sürdürüyor.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’le Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Washington-Tahran mutabakatı hakkındaki açıklamaları, Ortadoğu’daki gelişmelere dair Beyaz Saray içindeki ihtilafı ortaya koydu.
Rubio ve Vance, 2028’de başkanlığa aday olabilecek isimler arasında gösteriliyor. Bu yüzden iki siyasetçinin özellikle İsrail-Lübnan çatışması ve müzakerelerin gidişatı hakkındaki açıklamaları yakından takip ediliyor.
JD Vance, Tahran’a fazla taviz verildiği gerekçesiyle özellikle şahin Cumhuriyetçiler tarafından eleştirilen mutabakatı sıkı sıkıya savunuyor.
İran, ABD’yle anlaşma için İsrail’in Lübnan’a saldırıları durdurmasını istemiş, mutabakatta da bununla ilgili uzlaşıya varıldığı bildirilmişti. Ancak İsrail lideri Binyamin Netanyahu, anlaşmaya taraf olmadıklarını ve Lübnan’daki harekatı sürdüreceklerini açıklamıştı.
Vance, Tel Aviv yönetimine sert çıkışarak İsrail’in de anlaşmaya uymasını beklediklerini belirtmiş, “Ben İsrail kabinesinde olsaydım, tüm dünyada geriye kalan tek güçlü müttefikime saldırmazdım” demişti. İsrail’in Lübnan’a saldırılarının ve Tahran destekli Hizbullah’ın İsrail hedeflerini vurmasının ABD-İran anlaşmasını zayıflattığını vurgulamıştı.
Rubio ise bu haftaki Körfez turunda İsrail’in Lübnan’daki operasyonlarını savunarak bunların Hizbullah saldırılarına karşı meşru bir yanıt olduğunu öne sürdü.
Vance, İranlı heyetle İsviçre’deki görüşmelerinin ardından müzakereler hakkında iyimser mesajlar verirken, Körfez ülkelerinin İran’ın yeniden inşasını finanse edebileceğini dile getirdi.
Ancak Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Bahreyn’e ziyarete gitmeden önce yaptığı açıklamada Rubio, Körfez’deki müttefiklerden böyle bir talepte bulunmayacaklarını söyleyerek, “Elbette bir anlaşma istiyoruz ama bunu ne pahasına olursa olsun yapma gibi bir niyetimiz yok” dedi.
Donald Trump yönetimiyse süreçte herhangi bir görüş ayrılığının yaşanmadığını savunuyor.
Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, “Tek bir kamp var; o da Başkan Trump’ın kampı” derken, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Pigott da tüm yönetimin Trump’ın arkasında “yüzde 100 uyum içinde” hareket ettiğini belirtti.
Independent Türkçe, Reuters, CNN

Güney Kore ordusu, Kuzey Kore’ye karşı koymak amacıyla 500 bin insansız hava aracı (İHA) operatörü yetiştirecek.
Güney Kore Savunma Bakanlığı’ndan bugün yapılan açıklamada ordunun kara, deniz ve hava birimlerinde kullanıma sunulmak üzere 2029’a kadar 60 bin İHA üretilmesinin planlandığı bildirdi.
Bu yıl 11 bine yakın drone’un kullanıma hazır olacağı belirtildi.
Savunma Bakanı Ahn Gyu-back, “drone savaşçılarının” bu İHA’ların cephede kullanımı için özel olarak eğitileceğini belirtti.
“İHA’lar artık sınırlı sayıda birim tarafından kullanılan ekipmanlar değil, evrensel bir savaş aracı olmalıdır” diyen bakan, drone’ların askerler tarafından ikinci bir kişisel silah olarak kullanılması gerektiğini vurguladı.
Ayrıca drone üretiminde Çin menşeli parçaların yer almayacağını, tamamen yerli üretime geçileceğini ifade etti.
Kuzey Kore’nin de drone filosunu geliştirdiğine işaret ederek savunma kapasitelerini artırmak istediklerini ekledi.
Adının paylaşılmaması şartıyla Reuters’a konuşan Güney Kore Savunma Bakanlığı’ndan bir yetkili, ordunun 20 bin adet düşük maliyetli, tek kullanımlık drone tedarik edeceğini, bunların yapay zekalı sistemlere entegre şekilde kullanılacağını söyledi. Ayrıca lazer tabanlı drone önleme sistemlerinin kapasitesinin geliştirileceğini belirtti.
Analizde, Seul ve Pyongyang’ın hem Ukrayna hem de İran’daki savaşı yakından takip ederek drone sistemlerine ağırlık vermeye başladığına dikkat çekiliyor.
Kuzey Kore, Ukrayna cephesine binlerce asker göndererek Rusya’yla ortaklığını güçlendirdi. Guardian’ın analizinde, Kremlin’in drone teknolojisine dair veri ve stratejileri Pyongyang’la paylaştığı ifade ediliyor.
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, ABD ve müttefiklerinden gelen tehditleri gerekçe göstererek nükleer kapasiteyi artıracaklarını da bu hafta duyurmuştu.
Ardından 5 bin tonluk Choe Hyon muhribinin göreve alınması için düzenlenen törende, 10 bin tonluk savaş gemisi Kang Hon’un üretiminin de yakın zamanda tamamlanacağını açıklamıştı.
Güney Kore’deki Kyungnam Üniversitesi’nden Kuzey Kore uzmanı Lim Eul-chul, bu adımların Seul’un baş müttefiki Washington’a mesaj niteliğinde olduğunu söylüyor:

Kuzey Kore, taktiksel nükleer savaş başlıklarıyla donatılmış, seyir füzesi ateşleyebilen gemiler konuşlandırırsa bu durum, Güney Kore ve ABD orduları üzerindeki yükü önemli ölçüde artırır, savunma maliyetlerini de yükseltir.

Independent Türkçe, Reuters, Guardian, Channel News Asia 

Ukrayna ordusunun genişleyen drone filosu Rus hava savunma sistemlerini zorlarken, Kremlin’in Baltık ülkelerinde “provokasyona” hazırlandığı savunuluyor.
Ukrayna, uzun menzilli insansız hava araçları (İHA) ve seyir füzeleriyle Rusya’nın iç bölgelerine yönelik saldırılarını son dönemde artırdı. Özellikle Kremlin’in 2014’te ilhak ettiği Kırım başta olmak üzere çeşitli bölgelerdeki petrol rafinerileri, askeri sanayi tesisleri ve hava savunma sistemleri hedef alınıyor.
Wall Street Journal’ın aktardığına göre marttan bu yana Rus petrol rafineri kapasitesinin yaklaşık yüzde 20’si saldırılar nedeniyle devre dışı kaldı. Elektrik kesintilerinin yaşandığı Kırım’da akaryakıt satışlarına kısıtlamalar getirilirken ülke genelinde benzin fiyatları yükseldi.
Washington merkezli düşünce kuruluşu Carnegie Uluslararası Barış Vakfı’ndan askeri analist Michael Kofman, Ukrayna’nın hem teknoloji hem de üretim kapasitesini geliştirdiğini söylüyor:

Teknoloji geliştiği için saldırılar daha etkili hale geldi, artık Ukrayna eskisine kıyasla daha büyük çaplı saldırılar düzenleme kapasitesine sahip.

Rusya Savunma Bakanlığı’na göre mayısta Ukrayna’ya ait 8 bin 849 drone düşürüldü. Bu sayı ocak ayında 3 bin 676, geçen yıl mayısta ise 2 bin 504’tü.
Savunma istihbarat şirketi Janes’in verileri de Ukrayna’nın bu yıl başarılı olduğu doğrulanan, Rusya topraklarına yönelik saldırılarının neredeyse yüzde 35’inin haziranda gerçekleştiğini gösteriyor.
Kremlin’in hava savunma sistemlerini Moskova, Kırım Köprüsü ve Putin’in Valday’daki konutunu korumak için konuşlandırdığı, bunun da diğer bölgeleri daha savunmasız bıraktığı öne sürülüyor.
Putin, Kırım’daki krize doğrudan değinmese de salı günkü açıklamasında, Ukrayna’nın sivil altyapıya yönelik İHA saldırılarını Rus toplumunu “sarsmak” amacıyla kullandığını söylemişti.
Ukrayna lideri Volodimir Zelenski ise dünkü açıklamasında Rusya’yı savaşı sonlandırmaya zorlamayı hedefleyen 40 günlük saldırı planını onayladığını duyurdu. Planda ne tür askeri harekatların düzenleneceğine dair bilgi paylaşılmadı.
Diğer yandan Ukrayna’nın saldırıları artırdığı bu dönemde Rusya’nın da NATO’nun doğu kanadına “provokasyon hazırlığı” yaptığı iddia ediliyor.
Letonya istihbaratından pazartesi yapılan açıklamada, Rusya’nın Baltık ülkeleri ya da Polonya’ya karşı “askeri provokasyon” hazırlığında olduğu savunulmuştu. Putin’in özellikle ABD’nin Estonya, Letonya ve Litvanya gibi küçük NATO üyelerine yönelik savunma desteğini sınamak isteyebileceği ifade edilmişti.
Guardian’ın aktardığı istihbarat değerlendirmelerine göre Moskova tam ölçekli bir saldırı düzenlemek yerine NATO’nun birlik ve caydırıcılığını test etmeyi amaçlıyor. Füze ve drone operasyonlarına ek olarak siber saldırılar da düzenlenebilir.
Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House’tan Keir Giles, Moskova’nın mevcut gidişatı değiştirmek için çatışmayı başka bölgelere yayabilecek adımlar atabileceğine dikkat çekiyor.
Independent Türkçe, Wall Street Journal, Guardian