ABD Başkanı Donald Trump’ın tehditleri, İsviçre’nin Luzern Gölü kıyısındaki Bürgenstock tatil beldesinde dün arabulucular Pakistan ve Katar’ın da katılımıyla başlayan ABD-İran mutabakat muhtırasının uygulanmasına yönelik ilk resmi müzakere turuna gölge düşürdü. Nükleer program, Hürmüz Boğazı ve Lübnan gibi çok sayıda çetrefilli mesele müzakere gündeminin öncelikli başlıklarını oluşturuyordu.
Trump, İran’ın Hizbullah’ı dizginlememesi halinde ülkeyi yeniden vuracağı tehdidinde bulunurken, müzakerelerin sonuçsuz kalması durumunda ise Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü ele geçirip geçiş ücreti uygulayacağının sinyalini verdi.
Müzakerelerde İran heyetine Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile birlikte başkanlık eden Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD Başkanı’na yanıt vererek Tahran’ın ‘ABD’nin tehditlerine aldırmadığını’ vurguladı.
Kalibaf, şöyle yazdı:
“Tehditleri işe yarasaydı bugün içinde bulundukları aciz duruma düşerler miydi, hiç düşünmüyorlar mı?”
Müzakerelerin ilk oturumunda nükleer program ele alınmazken bunun yerine ‘İslamabad Mutabakatı’nın 13. maddesinin, özellikle de Lübnan’daki savaşın sona erdirilmesinin hayata geçirilmesine odaklandı.
Öte yandan ABD heyetine başkanlık eden Başkan Yardımcısı JD Vance, Başkan Trump’ın heyeti geniş bir yelpazedeki sorunlara diplomatik çözüm arama konusunda yetkilendirdiğini söyledi. İran ile ‘yeni bir sayfa açılması’ umudunu dile getiren Vance, müzakerelerin ilk saatlerinde ‘kayda değer ilerleme’ kaydedildiğini de belirtti.
Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif ise müzakerelerin dünyada barış, ilerleme ve refahı pekiştirecek ‘mükemmel bir anlaşma’ ile sonuçlanacağını umduğunu ifade etti.
İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi de nihai anlaşmaya geçişin savaşın sona erdirilmesi, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması, petrol muafiyetlerinin devreye sokulması ve dondurulmuş fonların serbest bırakılması koşullarına bağlı olduğunu açıkladı.
Deniz taşımacılığı verileri, İran’ın İsrail ve ABD’nin geçici barış anlaşmasını ihlal ettiğini öne sürerek Hürmüz Boğazı’nı yeniden kapattığını açıklamasının ardından boğazdan geçen gemi sayısında keskin bir düşüş yaşandığını ortaya koydu.
Kpler tarafından yayımlanan verilere göre, dün Hürmüz Boğazı’ndan yalnızca 5 gemi geçti. Bu sayı, bir önceki gün kaydedilen 26 gemiye kıyasla önemli bir gerilemeye işaret ediyor. Geçiş yapan gemiler arasında, her biri iki milyon varil Suudi ham petrolü ve fuel oil taşıyan üç süper tanker bulunurken, bunlardan birinin Japonya’ya gitmekte olduğu belirtildi. Verilerin, Körfez’de seyir halindeyken otomatik tanımlama sistemlerini kapatan gemileri kapsamayabileceği ifade edildi.
İran, geçen hafta, nisan ayında başlayan ateşkesin barış müzakerelerine fırsat tanımak amacıyla 60 gün süreyle uzatılması konusunda ABD ile anlaşmaya varılmasının ardından boğaz üzerindeki fiili ablukasını kaldırmıştı. Ancak İran Devrim Muhafızları, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarına karşılık olarak cumartesi günü su yolunun yeniden kapatıldığını duyurdu.
ABD ordusu ise ticari gemilerin faaliyetlerini sürdürdüğünü açıkladı.
Şarku’l Avsat’ın elde ettiği veriler, cumartesi günü boğazdan çıkan gemiler arasında Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Irak’tan ham petrol taşıyan üç süper tankerin yanı sıra çeşitli petrol ürünleri taşıyan üç tankerin de bulunduğunu gösterdi.
Aynı verilere göre cumartesi günü Hürmüz Boğazı’na toplam 13 gemi giriş yaptı. Bunların arasında iki süper tanker de yer aldı.
Abu Dhabi National Oil Company (ADNOC) ile Kuwait Petroleum Corporation, ham petrol satışı için yüklemenin Hürmüz Boğazı’nın içinden veya dışından yapılabilmesine imkân tanıyan ihaleler açtı.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bugün yaptığı açıklamada, ABD ile yürütülen görüşmelerde “önemli ilerleme” sağlandığını belirtti.
Arakçi, Pakistan ve Katar tarafından yürütülen yoğun arabuluculuk çabalarının, Lübnan’daki savaşın sona erdirilmesine yönelik süreçte kayda değer ilerleme sağladığını ifade etti.
Sosyal medya platformu X’te yaptığı paylaşımda Arakçi, “Petrol ve petrokimya ihracatı yaptırımlardan muaf tutuldu, abluka kaldırıldı, dondurulmuş bazı varlıklar serbest bırakıldı ve İran’ın yeniden inşası için kapsamlı bir plan başlatıldı” ifadelerini kullandı.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz bugün yaptığı açıklamada, İsrail askerlerinin Lübnan’daki tehditleri ortadan kaldırmaya yönelik operasyonlarını engelleyen herhangi bir kısıtlama bulunmadığını ve bulunmayacağını belirtti. Katz, İsrail güçlerinin güvenlik bölgesindeki mevzilerinde kalmaya devam ettiğini ifade etti.
Katz, “Ateşkes ilanı, Lübnan’daki güvenlik bölgesinde bulunan tüm noktalarımızda güçlerimizin varlığını sürdürmesini sağlıyor ve bu durum İsrail’in kuzeyindeki yerleşimcilerin güvenliğini koruyor” dedi.
Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA) ise İsrail’in dün düzenlediği hava saldırılarında en az 20 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Söz konusu saldırılar, İsrail ile İran destekli Hizbullah arasında aylardır süren çatışmaların ardından yürürlüğe giren ateşkesten bir gün sonra gerçekleşti.
Öte yandan, taraflar arasında İsviçre’de cuma günü başlaması planlanan müzakereler, Hizbullah’ın açtığı ateş sonucu aralarında bir subayın da bulunduğu dört İsrail askerinin hayatını kaybetmesinin ardından İsrail’in Lübnan’daki saldırılarını yoğunlaştırması nedeniyle son anda ertelendi.
Bunun üzerine Washington yönetimi, İran ile varılan ön mutabakatın şartlarından biri olan ateşkesin yeniden yürürlüğe girmesi konusunda anlaşma sağladı. Ancak İsrail dün saldırılarını yeniden artırarak bunun, Hizbullah’ın Güney Lübnan’daki birliklerine ateş açmasına karşılık olduğunu savundu. Tahran destekli Hizbullah ise İsrail ordusuna karşı ‘karşılık verme hakkını’ kullanma konusundaki tutumunu koruduğunu açıkladı.